Yapay zekâ içerik üretimini hızlandırır; ancak stratejiden beslenmediğinde markaları ortalama bir dile doğru çeker ve farklılaşmayı zayıflatır. Hız arttıkça derinlik kaybolabilir. Yapay zekâ konumlandırma ve müşteri anlayışıyla beslendiğinde ise marka sesini güçlendiren bir araca dönüşür. Bu yazı ortalamaya kaçış tuzağını ve yapay zekâyı stratejiden beslemenin yolunu ele alıyor.
Yapay zekâ araçları pazarlama ekiplerinin üretim kapasitesini katladı. Artık dakikalar içinde onlarca blog yazısı, reklam metni ve sosyal medya içeriği üretmek mümkün. Ancak pazarda tuhaf bir durum yaşanıyor: İçerik hacmi katlanarak artarken, markaların birbirinden ayrışma oranı hızla düşüyor.
Ortalamaya kaçış tuzağı
Büyük dil modelleri, internetteki devasa veri kümesinin ortalamasını alarak metin üretir. Bir yapay zekâ aracından sektörünüz için içerik yazmasını istediğinizde, size son on yılda üretilmiş tüm klişelerin en pürüzsüz özetini sunar. Stratejik bir çerçeve koymadan üretilen her içerik, markanızı rakiplerinizle aynı sözel çizgiye çeker.
Hızın yarattığı derinlik kaybı
İçerikler ilk bakışta mantıklı ve düzgün görünür; ancak alıcının zihninde hiçbir özgün fikir bırakmaz. Özellikle karmaşık ve yüksek bedelli ürün satın alan alıcılar, bu jenerik dili anında fark eder. Ayrışamayan marka, fiyat rekabetine mahkûm kalır. Hız bir avantajdır; ancak sizi yanlış yöne götürüyorsa duvara daha çabuk çarpmanızı sağlar.
Yapay zekâyı stratejiden beslemek
Yapay zekâyı markayı sıradanlaştırmadan kullanmanın yolu, ona bir içerik üreticisi değil, bir taslak motoru muamelesi yapmaktır. Şirketinizin sektöre dair radikal duruşu, saha tecrübesi ve metodolojisi yapay zekâ sistemine kural olarak tanımlanmalıdır. Yapay zekâ genel bilgiyi bilir; sizin sahada yaşadığınız vaka analizlerini bilmez.
Özgün bir bakış açısı eklenmemiş hiçbir içerik, hacmi ne olursa olsun ticari bir talep yaratmaz.
Yapay zekâyı süreçlerinize hangi sırayla dahil edeceğinizi ise satış ve pazarlamada yapay zekâ otomasyonu yazımızda anlattık.